Yedi kat gökler, İslam inancında doğruluğu gerek ayetlerle ve gerekse hadislerle kanıtlanmış bir gerçektir. Yedi kat göklerle ilgili Kuran-ı Kerim’de bir çok ayet vardır. Peygamberimizin (sav) Miraç gecesi ile ilgili hadisinde Yedi Kat Gökler teferruatlı bir şekilde anlatılmaktadır. Bu nedenle Müslümanlar Yedi Kat Göklerin varlığına inanırlar. Bu göklerin özelliklerini ise, ilgili ayet hadislerin yanı sıra bu konuda İslam mutasavvıflarının keşif yoluyla elde ettikleri ve açıkladıkları bilgilerden öğrenirler.

İnsanın beş duyusu ile bu göklerin varlığını ve özelliklerini anlamak mümkün değildir. Çünkü beş duyunun idraki sınırlıdır. Çünkü yaratılışta bu beş duyuya verilen anlama kabiliyeti belli bir sınırlama ile verilmiştir. Eğer her şeyi anlama kabiliyeti beş duyuya verilmiş olsaydı, insanların dünya hayatı içinde iman konusunda imtihan olmaları mümkün olmazdı. Gerçeği bütün çıplaklığı ile gören ve anlayan kişi hemen Rabbine teslim olur ve imtihan olması mümkün olmazdı. Halbuki, Kuran ayetlerinde de açık bir şekilde ifade edildiği gibi, dünya hayatı insanlar için bir imtihan yeridir. 

Kainatta insanın beş duyusu ile algılayabildikleri dışında da bir çok şeylerin var olduğu bilinmektedir. Bu konu ile ilgili bilgiler, keşif ve vahiy yoluyla elde edilen bilgilerdir. Bu bilgilere akıl ve duyu yoluyla ulaşmak mümkün değildir. Bununla beraber, insanın akıl ve duyular yoluyla ulaşamadığı bilgileri yok saymak gerçekçi bir yaklaşım değildir. İnsanın akıl ve duyular yoluyla algılayamadığını yok saymak,   deve kuşunun başını kuma gömüp etrafını göremeyerek saklandığını zannetmesi gibidir. Ne kadar gayret edersek edelim mutlak gerçekler daima etrafımızda ve içimizdedir. Onları yok saymak tam bir gaflettir. 

 

Müslümanlar, yedi kat gökler hakkında, her ne kadar onları dünya gözü ile görmeseler de inançları gereği olumlu düşünürler. Çünkü onların varlığı hakkında bir çok ayet vardır.

“O, yedi göğü birbiri üzerinde yarattı. Rahman’ın yaratmasında bir aykırılık, uygunsuzluk görmezsin. Gözünü döndür de bak, bir bozukluk görüyor musun?” (Mülk, 67/3).

“Üstünüze yedi sağlam gök çattık. İçlerine ışık saçan bir kandil astık.” (Nebe,78/12-13)

“Allah O’dur ki yedi göğü ve yerden de onlar kadarını yarattı. Emir bunlar arasında iner ki Allah’ın her şeye kadir olduğu ve Allah’ın bilgisinin, her şeyi kuşattığını bilesiniz.” (Talak, 65/12)

Bu ayetlere göre yedi kat gökler Hak Teâlâ’nın yarattığı Gök aleminin yapısıdır. Bu gök alemi yedi tabakadan oluşmakta ve bir biri üzerinde bulunmaktadır. Bir hadis-i şerifte, Peygamberimizin (sav) bildirdiğine göre göklerin yapısı hakkında şunlar ifade edilmektedir:

“Gerek gök ile yeryüzü arasında ve gerekse bütün gök katları arasında beş yüz yıllık mesafe vardır. Her gök katının yüksekliği de yine beş yüz yıllık uzaklık tutar.”

Her göğün bir kapısı vardır. Bu gök tabakalarına bu kapılardan giriş yapılmaktadır. Kapılarda meleklerden bekçiler vardır. Ancak girme izni olanların, bu kapılardan girmelerine müsaade ederler.

“Bizim ayetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmaya tenezzül etmeyenler var ya, işte onlara göğün kapıları açılmayacak ve deve iğne deliğinden geçinceye kadar onlar cennete giremeyeceklerdir. İşte suçluları böyle cezalandırırız.”(Araf,7/40)

Her gök tabakasında yaşayan varlıklar vardır. Bunlar melekler ve bazı peygamberlerin ruhlarıdır. Bu varlıklar burada Allah’ı tespih etmekle meşgul olurlar. 

“Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanalar, Allah’ı tespih ederler. O’nu hamd ile tespih etmeyen hiçbir varlık yoktur. Fakat siz onların tespihlerini iyi anlamazsınız. Şüphesiz O, halimdir ve çok bağışlayıcıdır.” (İsra, 17/44)

 

Yedi Kat Göklerin Yaratılışı

Göklerin yaratılması ile ilgili olarak, İmam-ı Gazali Hazretleri  “Kalplerin Keşfi” adlı kitabında şunları anlatmaktadır:

Rivayete göre, Allah’ın (cc) ilk yarattığı varlık “cevher” dir. Allah cevhere heybet nazarı ile bakınca Allah korkusu ile cevher eridi ve titredi, ve arkasından su oldu. Sonra Allah suya rahmet nazarı ile bakınca yarısı dondu. Allah bu donmuş sudan “Arş”ı yarattı. Geriye kalan suyu, Allah kıyamet gününe kadar kendi haline sarsılmaya ve kaynaşmaya bıraktı. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “O’nun Arş’ı su üzerinde idi.” (Hud, 11/7).

Arkasından su çalkalanmaya ve köpürmeye başladı, ondan dumanlar çıktı ve bir biri üzerine yığılarak yükseldi. Dumanın köpüğü vardı. Allah bu köpükten katlar halinde yer ve gökleri yarattı. Bu safhada yer ve gök tabakaları yapışıktı. Allah Teâlâ yerin katları ile göğün katlarını birbirinden ayırdı. Bu durum şu ayetlerle bildirilmektedir:

“Sonra semaya doğrulduk ki, o bir duman halinde idi.” (Fussilet, 41/11).

“Böylece Allah onları iki günde yedi gök olmak üzere yerine koydu. Her göğe kendi işini bildirdi.” (Fussilet, 41/12)

Hikmet ehli şöyle der:

Allah göğü neden dumandan yarattı da su buharından yaratmadı? Çünkü duman tabakaları birbirleriyle bağlantılı halde yaratılmıştır. Sonuncusu yerinde sabittir. Oysa su buharı dengesiz bir yapıya sahiptir, dönücüdür. Bu da Allah Teâlâ’nın ilminin kemalini ve hikmetini gösterir.

“Beyt-ül Mâmur” göğün yedinci tabakasındadır. Beyt-ül Mâmur’un dört direği vardır. Bunların biri kırmızı yakuttan, diğeri yeşil zebercetten, biri beyaz gümüşten ve öteki kırmızı altındandır. Rivayete göre akikten olan Beyt-ül Mâmur’a her gün yetmiş bin melek girer ve kıyamet gününe kadar bu meleklerin hiç biri geri dönmez. İbn-i Abbas’tan (ra) rivayet edildiğine göre göklerin en üst katının (yani yedinci kat göğün)  çatısının üstünde “Arş-ür Rahman” ın bulunduğu “Kürsi” vardır. Bütün faydalanılan yıldızlar, yedi gezegen hariç, bu kattadır. Yedi gezegen yıldız ise göğün yedi katına dağılmıştır.   

Hikmet ehlinin bildirmesine göre:

1.kat gök sütten beyazdır. Bu göğün adı “Rakıa” dır. 2. kat gök nur gibi parıldıyan demirdendir, ona “Redyum” veya “Maun” denir. 3.kat gök bakırdandır, ona “Melekût” veya “Hayriyun” denir. 4.kat gök beyaz gümüştendir ve adı “Zahire” dir. 5.kat gök kırmızı altındandır ve adı “Muzeyne” veya “Muzhire” dir. 6. kat gök nur parıltılı bir cevherdendir ve adı “Halise” dir. 7. kat gök kırmızı yakuttandır ve adı “Lâbiye” veya “Dâmıa” dır.

 

Miraç Hadisi ve Yedi Kat Gökler

Peygamberimizin (sav) Miraç hakkındaki hadisi, yedi kat gökleri ve özelliklerini çok güzel anlatmaktadır. Aşağıdaki Miraç hadisinde bildirilenler daha önce ayetlerle açıkladığımız özelliklerle benzerlik içindedir. Yani, gök katları bir birinin üstündedir, her birinin kapısı ve bekçileri vardır, bu göklerde melekler ve peygamberlerin ruhları bulunmaktadır.

 Buharî’nin, Katade’den, O’nun da Enes İbn-i Malik (ra) dan, O’nun da Malik bin Sa’sa’dan rivayet ettiğine göre, Peygamberimiz (sav) Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya götürüldüğü geceyi şöyle anlattı:

“Bir ara ben Hatim’de uzanmışken yanıma biri (Cebrail) geldi. Şuradan şuraya göğsümü yardı, kalbimi çıkardı. Sonra bana iman dolu altın bir tas getirilerek onunla kalbimi yıkadı. Arkasından kalbimi yerine koyarak göğsümü eski haline getirdi. Arkasından önüme beyaz renkli, katırdan küçük ve eşekten iri bir binek hayvanı getirildi. Her adımını, görüş mesafesinin ilerisine atıyordu. Bu hayvana bindirildim. Cebrail beni yanına alarak yola çıktı. Birinci kat göğe çıkarılınca kapının açılmasını istedi. “Kim o?” dediler. “Cebrail!” diye cevap verdi. “Yanında kim var?” dediler. “Muhammed (sav)” dedi. “Kendisi Allah resulü müdür?” diye sordular. Cebrail, “Evet” dedi. Bunun üzerine “O halde hoş geldi, geldiğine ne iyi eti” dediler ve kapı açıldı.

İçeri girince Hz.Adem (as) ile karşılaştım. Cebrail, “Bu, atan Adem’dir” dedi ve ona selam verdi. Ben de selam verdim. O da selamımı aldı ve bana “Ey salih oğul ve salih peygamber, hoş geldin” dedi.

Arkasından Cebrail beni yukarıya çıkmaya devam ederek ikinci kat göğe vardı. Kapının açılmasını istedi. “Kim o?” dediler. “Cebrail!” dedi. “Yanında kim var?” dediler. “Muhammed(sav)” dedi. “Kendisi peygamber midir?” diye sordular. Cebrail, “Evet” dedi. Bunun üzerine “Ne iyi etti de geldi, hoş geldi” diyerek bize kapıyı açtılar. İçeriye girince teyze çocukları olan Yahya ve İsa (as) ile karşılaştım. Cebrail, “Bunlar Yahya ve İsa (as)” dır dedi ve onlara selam verdi. Arkasından ben de onlara selam verdim. Selamımı alarak bana “Ey salih kardeş ve salih peygamber, hoş geldin” dediler.

Sonra Cebrail beni yukarı çıkarmaya devam ederek üçüncü kat göğe vardı. Kapının açılmasını istedi. “Kim o?” dediler. “Cebrail!” dedi. “Yanında kim var?” dediler. “Muhammed (sav)” dedi. “Kendisi peygamber olarak gönderildi mi?” diye sordular. Cebrail “Evet” dedi. Bunun üzerine “Ne iyi etti de geldi, hoş geldi” diyerek bize kapıyı açtılar. İçeri girince Yusuf(as) ile karşılaştım. Cebrail “Bu Yusuf (as) dır” dedi ve ona selam verdi. Ben de arkasından selam verdim. Selamımı alarak bana “Ey salih kardeş ve salih peygamber, hoş geldin” dedi. 

Sonra Cebrail beni yukarıya çıkarmaya devam ederek dördüncü kat göğe vardı. Kapının açılmasını istedi. “Kim o?” dediler. “Cebrail!” dedi. “Yanında kim var?” dediler. “Muhammed (sav)” dedi. “Kendisi peygamber oldu mu?” diye sordular. Cebrail, “Evet” dedi. Bunun üzerine “Ne iyi etti de geldi, hoş geldi” diyerek bize kapıyı açtılar. İçeri girince İdris (as) ile karşılaştım. Cebrail, “Bu İdris (as)” dır diyerek ona selam verdi. Arkasından ben de kendisine selam verdim. Selamımı alarak bana “Ey salih kardeş ve salih peygamber, hoş geldin” dedi. 

Sonra Cebrail beni yukarıya çıkarmaya devam etti. Nihayet beşinci kat göğe vardı. Kapıyı açmalarını istedi. ”Kim o?” dediler. “Cebrail!” dedi. “Yanında kim var?”  dediler. “Muhammed (sav)” dedi. “Kendisi peygamber oldu mu?” diye sordular. Cebrail “Evet” dedi. Bunun üzerine “Ne iyi etti de geldi, hoş geldi” diyerek bize kapıyı açtılar. İçeri girince Harun (as) ile karşılaştım. Cebrail, “Bu Harun (as) dır” diyerek ona selam verdi. Arkasından ben de kendisine selam verdim. Selamımı alarak bana “Ey salih kardeş ve salih peygamber, hoş geldin” dedi.

Sonra Cebrail beni yukarıya çıkarmaya devam etti. Nihayet altıncı kat göğe vardı. Kapıyı açmalarını istedi. ”Kim o?” dediler. “Cebrail!” dedi. “Yanında kim var?”  dediler. “Muhammed (sav)” dedi. “Kendisi peygamber oldu mu?” diye sordular. Cebrail “Evet” dedi. Bunun üzerine “Ne iyi etti de geldi, hoş geldi” diyerek bize kapıyı açtılar. İçeri girince Musa (as) ile karşılaştım. Cebrail, “Bu Musa (as) dır” diyerek ona selam verdi. Arkasından ben de kendisine selam verdim. Selamımı alarak bana “Ey salih kardeş ve salih peygamber, hoş geldin” dedi. Yayından ayrılınca ağlamaya başladı. “Niye ağlıyorsun?” diye sordular. Onlara “Ağlıyorum. Çünkü benden sonra peygamber olarak gönderilen gencin ümmetinden benim ümmetime göre daha çok sayıda insan cennete girecek” diye cevap verdi.  

Sonra Cebrail beni yukarıya çıkarmaya devam etti. Nihayet yedinci kat göğe vardı. Kapıyı açmalarını istedi. ”Kim o?” dediler. “Cebrail!” dedi. “Yanında kim var?”  dediler. “Muhammed (sav)” dedi. “Kendisi peygamber oldu mu?” diye sordular. Cebrail “Evet” dedi. Bunun üzerine “Ne iyi etti de geldi, hoş geldi” diyerek bize kapıyı açtılar. İçeri girince İbrahim (as) ile karşılaştım. Cebrail, “Bu atan İbrahim  (as) dır” diyerek ona selam verdi. Arkasından ben de kendisine selam verdim. Selamımı alarak bana “Ey salih kardeş ve salih peygamber, hoş geldin” dedi.

Sonra “Sidret-ül Münteha” ya çıkarıldım. Oranın sidir ağacının meyveleri, Hecir bölgesinin testileri iriliğinde ve yaprakları da fil kulakları büyüklüğünde idi. Cebrail “Bu Sidret-ül Münteha’dır” dedi.

Orada ikisi gizli ve ikisi görünürde akan dört ırmak ile karşılaştım. Cebrail’e “Bunlar nedir?” diye sordum. “Gizli akanları iki cennet nehri, açıkta akanları da Nil ve Fırat nehirleridir” dedi.

Sonra bana “Beyt-ül Mamur” gösterildi. Her gün oraya yetmiş bin melek giriyordu. Arkasından önüme biri şarap, biri süt ve öbürü de bal dolu olan üç kase getirildi. Ben süt dolu kaseyi tercih ettim. Cebrail, “Süt senin ve ümmetinin fıtratını temsil eder.” dedi.” (Buharî, 1042)

Hadisin devamında, namazın farz kılınması anlatılmaktadır. Önce elli vakit olarak farz kılınan namaz, Peygamberimizin (sav) Musa (as) ile görüşmeleri etkisiyle, Peygamberimizin (sav) Allah Teâlâ’dan ricasıyla beş vakte indirilmiştir. Ayrıca, peygamberimizin, Sidret-ül Münteha’nın ötesine geçerek Allah’ın nurunu temaşa eylemesi anlatılmaktadır. 

Hz. Peygamber’e  “Miraç gecesinde Rabbini gördün mü?” diye sorulduğunda “Nur idi, nasıl göreyim ki” demiştir. Bu sırlı ifadeyi biraz açıklamakta fayda vardır:

Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Allah göklerin ve yerin nurudur.” (Nur, 24/35). Nurun bir kısmı idrak etmeyi mümkün kılarken kendisi idrak edilemez. Bu nur, O’dan sana bir perdedir. “Allah’ın yetmiş veya yetmiş bin nur ve karanlık perdesi vardır.” Yukarıda zikredilen nur perdesi bu perdelerdendir. Perde olan karanlıklar ise bunun dışında kalanlardır. Bu nedenle nur, hiçbir zaman görülmez. Yaratıklar karanlıktır ve onlar nurun karşısında duramazlar, çünkü nur onları kaçırtır. Karanlık nuru göremez ve Hakk’ın nurundan başka nur yoktur. Bu nedenle Hz. Peygamber (sav) “Nur idi, O’nu nasıl göreyim ki” demiştir. Çünkü O’nu benden gören şey O’nun hüviyetiydi. Benim karanlığım O’nu idrak edemez. Bu bilgi, nazarî deliller ile ve suretlerde gerçekleşen müşahedeyle idrak edilemeyecek garip bir sırdır. Bu sır ilahi bilgilerin en yücelerinden biridir.

Miraç gecesi ile ilgili İsra suresinde, Hak Teâlâ, Hz. Peygamberin (sav) kendisine “Kab-ı kavseyn (yayın iki ucu)”kadar yakın olduğunu bildirmektedir. Bu ifadedeki sırrının açıklanmasını  İbn Arabi’nin   görüşleri doğrultusunda şöyle yapabiliriz:

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Yayın iki ucu kadar veya daha yakın idi.” (Necm, 53/9). Burada görünürde olan yakınlığa işaret edilmektedir. Hz. Peygamberimizin (sav), Allah’ın ayetlerini görmek üzere göklere doğru yükseltildiğinde  onun yürüyüşüyle ilgilidir. Allah’ın isra gecesi peygamberimize gösterdiği ayetlerden biri, yükselirken aşağıya sarkmış olduğunu ona göstermesidir. “Sarktı…” (Necm, 53/8). Bu ifade peygamberimizin bir hadisini bize hatırlatmaktadır: “Bir ip sarkıtsaydınız, Allah’ın üzerine düşerdi.” Yukarıdaki ayetteki “sarktı” ifadesi, hadiste geçen ipin kendisi olduğuna işaret etmektedir. Bu itibarla Allah hakkında yükselmek ve inmek nispetleri eşittir. Bu ifadeler, ilahi zatın mekansızlığına ve herhangi bir kayıtla sınırlanmaktan meçhul kaldığına işaret eder. Allah’ın isra gecesi peygamberine gösterdiği ayetlerden biri, yükselirken aşağıya sakmış olduğunu ona göstermesidir. Bu, “O’nu, iki zıddı bir araya getirmesi özelliği ile tanıdım” diyen tasavvuf ehlinin haklı olduklarına işaret etmektedir. O halde yükselen inenin kendisidir. Sarkmış olan yaklaşmıştır. Başka bir ifadeyle ona doğru sarkmış ve yaklaşmıştır. Böylece “yayın iki ucu” (Necm, 53/9) olmuştur. Dairenin çapı daireyi iki yay parçasına (kavs) ayırır. Çap mevhum (hayal edilen) bir çizgidir.  Hüviyet dairenin kendisidir ve iki kavisten başka bir şey değildir. Birinci kavis hüviyet bakımından ötekinin aynıdır. Sen ise vehimde var olan bu bölen ve ayıran çizgisin. Hakk’ın karşısında  alem de vehimde var olan bir şeydir. Vehimden kalktığında ortada daireden başka bir şey kalmaz. Rabbine bu kadar yakın olanın, yani daireyi bölen çizgi kadar yakın olup sonra nefsini ortadan kaldıran insanın elde edeceği Allah hakkındaki bilgileri hiç kimse bilemez. Bu durum “Kuluna vahyettiği şeyi vahyetti” ( Necm, 53/10) ayetinde belirtilir. Bu mertebede vahyi ve ilhamı telakki ve algılama, sadece zevk edenin anlayabileceği doğrudan bir telakkidir.

Yedi Kat Gökler ve Felekler  

Gökler ile felekler aynı gerçeği ifade eden terimlerdir. Ancak aralarında şöyle bir fark vardır. Gökler bir yapıyı ifade etmekte, felekler ise o yapıdaki çalışma mekanizmasını açıklamaktadır. Feleklerin hareketleri sayesinde göklerden insanlara faydalı olan gıdalar ve olgular erişmektedir. Yani, Allah Teâlâ, her bir gökte bir sistem kurmuş ve bu sistemin hareketli olması nedeniyle onlara felek adı verilmiştir.

Feleklerin hareketinden cisimler alemi ortaya çıkmıştır. Yıldızların feleklerdeki hareketleri vesilesiyle alemdeki rızıkların yaratılması için rükünlere (temel unsurlara) tesirler ve yağmurlar oluşur. Çünkü Arapçada sema (gök) aynı zamanda yağmur anlamına gelmektedir.

Feleklerin etkin, unsurlar ise zuhur ve tekvinin (yaratılışın) gerçekleştiği yerdir.  Bu itibarla felekler kendilerinde ortaya çıkan türeyenlerin anneleridir. Felek dairesel hareketten başka bir şekilde hareket etseydi, onun hareketiyle boşluk dolmaz, pek çok tabii mekan boşlukta kalırdı. Böyle bir hareketten de iş tamamlanmazdı. Tabii mekanların hareketle dolmasının eksik kaldığı ölçüde işin kendisi de  eksik kalırdı. Bu ise Allah’ın dilemesine ve sebepleri koymasındaki hikmet ile uyuşmazdı.

“Üstünüze yedi sağlam gök çattık. İçlerine ışık saçan bir kandil astık.” (Nebe, 78/12-13)

 

Buna göre, yedinci gök katının yıldızı “Zühal” olup etkili olduğu gün Cumartesi günüdür. Altıncı gök katının yıldızı “Müşteri (Jüpiter)” olup etkili olduğu gün Perşembe günüdür. Beşinci gök katının yıldızı “Merih” olup etkili olduğu gün Salı günüdür. Dördüncü gök katının yıldızı “Güneş” olup etkili olduğu gün Pazar günüdür. Üçüncü gök katının yıldızı “Zühre” olup etkili olduğu gün Cuma günüdür. İkinci gök katının yıldızı “Utarit” olup etkili olduğu gün Çarşamba günüdür. “Ay” birinci gök katındadır ve Pazartesi gününe tekabül eder.   

 

Göklerden İnsanların Rızıklandırılması

Gökler ve felekler insanlara hizmet etmekte ve onların ihtiyaçları olan şeylerin tespit edilerek yer üzerinde oluşmasına çalışmaktadırlar. Ayrıca insanlara gönderilen azaplar da bu göklerde oluşmaktadır.  Bunları gösteren ayetler şunlardır:

“Sizin rızkınız da, size vaat edilen sevap ve cezada göktedir.”(Zariyat, 51/22)

“Emin misiniz gökte bulunandan? Sizinle birlikte yeryüzünü göçürüvermesinden? O vakit bakarsınız ki, o yer çalkalanmaktadır.” (Mülk, 67/16)

Fussilet suresinin 12. ayetinde ifade edildiği üzere, Cenab-ı Hakk her göğe yapması gereken işini kendisine bildirmiş ve onu yapabilecek bir halde yaratmıştır. Her gökteki görevli melekler, feleklerin hareketlerini yöneterek insanların ihtiyacı olan şeyleri oluşmasını sağlamaktadır. Yağmurlar bu rızıklardandır. Yağmurlar sayesinde ekinler, meyveler bitmekte ve bunlarda yer yüzündeki canlıların gıdası olmaktadır. Bildiğimiz yağmurun yanı sıra diğer göklerden gelen fakat her insanın algılamasının mümkün olmadığı yağmurlar da vardır. Bu konuda Ayşe Validemiz (ra) tarafından rivayet edilen şu hadis güzel bir örnektir:

“Bir gün Resûlullah (sav) bir iş için evden ayrılmıştı. Ben de onun ridasını üstüme alarak ihtiyacımı gidermek için dışarı çıktım. Ben dışarı çıkınca çok şiddetli bir yağmur yağmaya başladı. Ben geri döndükten sonra Allah Resulü (sav) eve geldi. Fakat üstünde hiçbir yağmur izi, ıslaklık görülmüyordu. Bunun üzerine merak ederek sordum. “Ya Resûlullah, yağmurda ıslanmamışınız”, kendisi yağmur yağdığını görmediği söyledi. Ben durumu kendisine anlatınca, hangi örtü ile dışarı çıktığımı sordu. Ben de, kendisinin ridasını üzerime aldığımı söyleyince durumu anladı ve bana şöyle dedi. “Ya Aişe, Bu yağmur benim ridamın bereketi üzerine yağan bir yağmurdur. Bu yağmur bizim üstümüzdeki gökten değil diğer göklerden gelen bir yağmurdur. Bu yağmurlar zaman zaman bütün göklerden insanlara yağar. Fakat herkes bu yağmurları görmez. Allah sana bunları göstermiş. Bu yağmurlar dünya üzerindeki mahluklar için bir gıdadır. Onlar sayesinde gönüller huzur duyar, kalpler ilahi rahmete kavuşur. Bu yağmurlar Allah’ın kullarına yönelik bir rahmetidir.”

Bu hadisin de gösterdiği gibi göklerdeki feleklerin hareketleriyle dünya üzerindeki yaratılmışlar için her türlü gıdalar oluşmakta ve bunlar insanlar için hayati değerler ifade etmektedir. Bu tecellilerin fark edilmesi her kes için mümkün olmasa da bu rahmetten her mahluk istifade etmektedir. Bu nedenle gök alemlerinin yaratılışı hakkında düşünmek ve bunların boşuna yaratılmadığını idrak etmek Müslümanın görevidir. Bu hususu aşağıdaki ayet ifade etmektedir:

“Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. Ve ‘Ey Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın. Sen bundan pak ve münezzehsin. Bizi ateş azabından koru’ derler.” (Ali İmran suresi, ayet 191)   

 

İlahi Emirlerin Göklerden Yere İnmesi

Allah Teâlâ, yaratıklarının sayısınca gökten yere doğru miraçlar ve merdivenler belirlemiştir. Allah’ın unsurlar aleminde uygulamayı dilediği hususları gökteki görevli meleklerin eline vermiştir. İlahi emir, daha önce ilahi isimlerin suretindeyken, aklın nefse yönelmesiyle bu kez aklın suretiyle zuhur eder ve ortaya çıkar. Böylece, ilahi emir, geçtiği her mertebeye göre farklı suretler kazanarak her menzilde bir renge girer. İlahi emir, Arş, Kürsi, Sidre menzillerinden geçerek en üstteki ilk göğe iner. Buradaki görevli melekler tarafından karşılanarak, ilahi emir burada Beyt-i Mamur’a girer. Beyt-i Mamur, ilahi emrin gelişiyle sevinir ve her yanından ışıklar parıldar.

Sonra ilahi emir en üstteki gökten bir alttaki göğe geçer. Bu inişte, ilahi emrin yanında birinci gökten kendisiyle beraber gelen melekler vardır. Bunun yanı sıra burçların ve sabit yıldızların ruhları da ona eşlik eder. İlahi emir böylece bu göğün rengine boyanır. Aynı işlem her kat gökte devam ederek, ilahi emir en aşağıdaki gök katına kadar iner ve oradan da unsurlar alemine ve yere iner. İlahi emaneti yere iletmiş olan ilahi emrin bu inişleri esnasında, onunla birlikte bütün sabit ve hareketli yıldızların güçleri ile feleklerin güçleri ve feleklerin hareketlerinin güçleri de iner. Aslında inen her ilahi emir, bir ilahi isimdir. Dolayısıyla ilahi emir iniş yolu esnasında uğradığı bütün menzillerin bir toplamıdır. Bu şekilde unsurların kürelerini yarar ve her birinin doğasının kabul ettiği şeye göre etkiler. En sonunda toprağa ulaşır. Burada yaratıkların kalplerine tecelli eder. Kalpler de, istidatlarına göre,  onu kabul ederler. İnsanların kalplerinde buldukları hatırlamalar ve düşünceler meydana gelir. Onlar, bu hatırlamalara göre çalışır, arzu duyar ve hareket ederler. Bu hareket itaat olabileceği gibi, günah veya mubah ta olabilir. Buna göre, maden, bitki, hayvan, insan, yeryüzüne ait bir melek veya göğe ait bir melek, kısaca alemdekilerin bütün hareketleri, yeryüzüne inen bu ilahi emirden ibaret olan tecellilerden gerçekleşir. İnsanlar kalplerinde kaynağını bilmedikleri düşünceler bulurlar ki, onların kaynağı bu tecellilerdir. Ayrıca bu düşünceler, inen ilahi emirlerin elçileridir. Bütün alemlerde, ulvi ve süfli etkiler bu elçiler vasıtasıyla gerçekleşir. İlahi emirler sürekli olarak birbirini takip eder ve bu iniş her nefes yenilenir.

Allah ehlinden keşif sahibi olan kişi, bir ilahi emrin inişini ve yakın gökten ayrıldıktan sonra üç yıl boyunca inmek üzere havada dolaşmasını gözler. Üç yıl sonra yeryüzünde ortaya çıkar. Keşif ehli, kendilerine gösterilen bilinmeyenleri buradan dile getirir. Çünkü onlar, gerçekleşmeden önce gizli haberleri görür ve gelecek yıl gerçekleşecek hadiseleri bildirirler.

 

Sonuç

İşte kainatta çalışan bu ilahi sistem ne kadar mükemmeldir. Allah Teâlâ’nın yarattığı hiçbir şey boşuna değildir. Her an, kainat Allah’ın ilahi emirlerine muhatap olmakta, bu ilahi emir ve rahmet tecellileri ile varlık kazanmakta ve yaşamını sürdürebilmektedir. Bütün bunlar akıl ve  duyularla algılanabilecek şeyler değildir. Ancak bu konuda marifet sahibi olan arif  kişiler bu yapıyı görebilir ve idrak edebilirler. Fakat her Müslüman böyle bir yapının mevcut olduğuna iman etmekle mükelleftir. Müslümanlar bu konudaki bilgilerini geliştirmelidir. Bu onun imanını arttırır ve ibadetlerinden daha fazla zevk almasına neden olur.

Bununla beraber, bu gerçeklere inanmayan insanlar olabilir. Bu insanlar yalnız akıl ve beş duyu ile ulaşabileceği bilgilerin dışındaki her şeyi doğma kabul edip inanmamaktadır. Halbuki bunu düşünürken kullandığı akılına, ona beş duyu ile ulaşamamasına rağmen, inanmakta ve onun varlığını kabul etmektedir. İşte bu bir çelişkidir. Akıl ilimcileri, yalnız beş duyu ile algılanan doğa dedikleri şeyle kendilerini sınırlandırırlarsa, daima bir eksiklik ve çelişme içinde kalırlar. Bundan kurtulmanın tek yolu, Sırlar İlminin verilerini kabul etmektir.

Dostlar! Allah Teâlâ’nın bütün Müslümanlara, alemlerdeki bu manevi sırları idrak etmeyi nasip etmesini niyaz edelim. Allah dilemeden biz dileyemeyiz. Allah hidayet etmeden bizler bu manevi gerçekleri idrak edemeyiz. Başarı ancak ve ancak Allah’tandır.

DÜNYA DEVLERİ KÜRESEL İLK 10DA BİR TÜRK OLARAK ARANIZDAYIM KISA SÜREDE

" Eğer bende bazı fevkaladelikler görüyor buluyorsanız bunları sadece ve yalnız Türk olmama, Türklüğüme bağlayınız. "

MEDYUM İLİM HOCA OLARAK ÜLKEMİ DÜNYA'DA MESLEĞİMLE TEMSİL ETTİĞİM İÇİN ONUR DUYUYORUM.ŞUAN MEDYUMLUK MESLEĞİNDE TÜRKİYE'DE 1. GELDİM.DÜNYA SIRALAMASINDA İSE DÜNYA HARİTASINDA DÜNYA MEDYUMLARI ARASINDA ŞUAN YÜZDE 70 LERDEYİM.SÖYLEDİKLERİMİ BİLGİSAYAR MÜHENDİSLERİ YAZILIMCILAR WEB TASARIMCILAR ARAŞTIRABİLİR.YAKINDA DÜNYA'DA MEDYUM OLARAK 1. SIRADA OLACAĞIM.BİR TÜRK MEDYUMU OLARAK BUNDAN BU SEKTÖRDE ÜLKEMİ DÜNYADA TEMSİL EDECEĞİM.DESTEKLERİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR VE ŞÜKRANLARIMI SUNARIM.

DÖRT BÜYÜKLE SAVAŞILMAZ SAVAŞIRSAN YANARSIN DOĞRU YOL İTAAT

1-) ALLAH İLE SAVAŞILMAZ 1-) ALLAH İLE SAVAŞILMAZ Azrail canımı almaya gelse sana kavuşmak için ölmemem mümkünmü… .. Devamı
2-) KUR'AN-I KERİM İLE SAVAŞILMAZ 2-) KUR'AN-I KERİM İLE SAVAŞILMAZ  Felek engelleri yoluma serse gözlerıme kara perdeler inse seni okumamam mümkünmü... .. Devamı
3-) TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE SAVAŞILMAZ 3-) TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE SAVAŞILMAZ Bin bir derde düşüp dermansız kalsam Benim bu sevdadan geçmem mumkunmu için için yansam sende görmesen aşkından şikayet etmem mümkünmü... .. Devamı
4-) ANNE VE BABA İLE SAVAŞILMAZ 4-) ANNE VE BABA İLE SAVAŞILMAZ Anne Gezindiğin Bağ, Baba Yaslandığın Dağdır. Ömrümün En Güzel Çağı Annen ve Babanla Olandır .. Devamı

DÜNYA'NIN 7 HARİKASI OLAN MISIR PİRAMİTLERİNİN SIRRI ÇÖZÜLDÜ

HALA SIRRI ÇÖZÜLMEMİŞ UZMANLARA KAFAYI YEDİRTEN GİZEMLİ OLAYLAR

ŞUAN 20 ADET GİZEMLİ OLAY YAYINLADIK VE ARAŞTIRMAMIZ SONUÇU GEREKLİ KİŞİLER BUNLARI KESİNLİKLE ÇÖZEBİLMİŞ DEĞİLDİ VE KEŞFEDİLMEMİZ İÇİN SADECE 2 ADEDİNİ ÇÖZDÜK VE NET SONUÇ ÇIKARDIK.ÇOK BÜYÜK GAYRETLER GÖSTERİLİRSE KALAN 18 ADET DAHA ÇÖZÜP TAMAMLANIRSA DÜNYA ÜZERİNDE ARTIK ADIMI YAZDIRMAYA GEREK KALMAYACAK ZATEN KEŞFEDİLMİŞ BİR KİŞİYİM KAFAYI YİYEN UZMANLARA TAVSİYEM ZAMAN HESAPLAMASINI KULLANILAN YASAKLI BİLEŞEN ETKEN MADDELER HESAPLAMALARINI O ZAMANKİ İNSAN BOYUTLARINI VE GEZEGENLERİ VE AY TAKVİMİNİ KISIR DÖNGÜYÜ HESAPLASALARDI PÜF NOKTADAN 5 TANE DAHA VAR ONLARIDA EKLESELERDİ ÇALIŞMALARINA RAHATLIKLA İSTEDİKLERİNİ ELDE EDECEKLERDİ.OLSUN YİNEDE UĞRAŞMAK BAŞARININ YARISI BİZİMDE SINAVIMIZ OLDU.

MEDYUM İLİM HOCA DENENDİ 2 GİZEMLİ OLAYI ÇÖZDÜ SINAVI KAZANDI

RESMİYET BELGELERİMİZ

M.Ö VE M.S KAİNATIN ÇÖZEMEDİĞİ ŞİFRELERİ VE BAŞARIMIN İLERLEMESİ

ÖNCELİLİKLE İNSANLAR BU TÜR İÇİNDEN ÇIKILMAYAN ÇIKALAMAYAN UĞRAŞLARLA NEDEN UĞRAŞIYOR DİYE GARİPSİYE BİLİR AMA DÜNYA'YI VE KAİNATI VE BİLİNMEYENİ VE BİLİNMEK İSTEYENİ BULMAK VE ÇÖZÜMLEMEK GÜZEL BİR DUYGUDUR.DÜNYA'DA ORTALAMA 7000 ADET AZ ŞEKİLDE KULLANILAN DİL ÇEŞİDİ VARDIR.ORTALAMA 2200 ORTA SEVİYEDE KULLANILAN DİL  KULLANILIR.KAİNATTA 8 GEZEGEN VARDIR.DÜNYA'DA 4 ADET OKYANUS VARDIR.DÜNYA'DA 20 ADET DENİZ VARDIR.BU BİLGİLER BİLİMSEL DEĞİL GERÇEK VERİLERDİR.BİLİYORUM ÇÖZÜYORUM ŞEKİLLENDİRİYORUM DİYORSAM.BUNUN BİLİMSEL TEORİSİNİDE YAPISINIDA  OLUŞUMUNUDA KURULUŞUNUDA HİÇGÖRMEDİĞİM DÜNYAYI VE PARÇALARINI OTURSAM 2 YIL İÇİNDE KİTABA DÖKER BUNUDA DEĞERİNİ BİLENE İNSAN OĞLU ADINA MEDYUM İLİM HOCA OLARAK HEDİYE EDERDİM.DÜNYA'DAKİ BÜTÜN SIRLARI ÇÖZÜLMEMİŞ GİZEMLİ KİTAPLARIN SIRLARINI ÇÖZMÜŞ BULUNMAKTAYIM.

 

 

 

 

 

 

 

 

HAKKIMIZDA YAPILAN YORUMLARIN YOUTUBE VİDEOLARI

MEDYUM İLİM HOCA HAKKINDA İNSANLARIN YORUMLARINI İÇEREN YOUTUBE VİDEOLARIMIZ RESİMLERE TIKLAYARAK VİDEOLARIMIZI İZLEYEBİLİRSİNİZ

İLİM HOCA HZ.ALİ DÖNEMİNE AİT HAVAS KİTABININ ŞİFRELERİNİ ÇÖZMEKTEDİR

GERİ GETİRME BÜYÜSÜ GERİ GETİRME BÜYÜSÜ Devamı
EVLİLİK BÜYÜSÜ EVLİLİK BÜYÜSÜ Devamı
BAĞLAMA BÜYÜSÜ BAĞLAMA BÜYÜSÜ Devamı
AŞK BÜYÜSÜ AŞK BÜYÜSÜ Devamı

VATANIN VE MÜSLÜMANIN SİLAHI DİNİ VE İMANIDIR.

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK BİLİNEN CAMİLERİ VE MİMARLARI 1) Ortaköy Camii 2) Eminönü Yeni Cami 3) Selimiye Camii 4) Kümbet Camii 5) İzmir Hisar Camii 6) Kahramanmaraş Abdulhamit Han Cami 7) Sultan Ahmet Cami 8) Konya Alaaddin Camii 9) Konak Yalı Camii 10) Erzurum Ulu Camii 11) Nuruosmaniye Camii 12) Adana Ulu Camii 13) Ayasofya 14) Bursa Yeşil Camii 15) Süleymaniye Camii 16) Selçuk İsa Bey Camii 17) Rüstem Paşa Camii 18) Bayezid Camii 19) Sivas Divriği Ulu Camii 20) Fatih Camii 21) Dolmabahçe Camii 22) Diyarbakır Ulu Camii 23) Eyüp Sultan Camii 24) Yörgüç Paşa Camii

Dünyanın Dört Bir Tarafından Birbirinden Görkemli 32 İbadethane 1. Borgund Stave Kilisesi - Norveç 2. Taktsang Palphug Manastırı - Bhutan 3. Santa María Magdalena Manastırı - İspanya 4. Milan Katedrali - İtalya 5. Assumption Kilisesi - Slovenya 6. Birleşik Devletler Hava Kuvvetleri Akademisi Kilisesi - A.B.D 7. Shipka Memorial Kilisesi - Bulgaristan 8. Büyük Sheikh Zayed Cami - Birleşik Arap Emirlikleri 9. Paoay Kilisesi - Filipinler 10. Aziz Patrick Kilisesi - Avustralya 11. Saint Elizabeth Kilisesi - Slovakya 12. Cardboard Katedrali - Yeni Zelanda 13. Büyük Higüey Kilisesi - Dominik Cumhuriyeti 14. Tecelli Kilisesi - Rusya 15. Yeşil Kilise - Arjantin 16. Aziz Andrew Kilisesi - Ukrayna 17. San Diego Kaliforniya Tapınağı - A.B.D 18. Kristal Cami - Malezya 19. Graaff-Reinet Kilisesi - Güney Afrika 20. Mount Popa Manastırı - Myanmar 21. Kul Sharif Cami - Rusya 22. Küçük Kilise - Channel Adaları 23. Mary Magdalene Kilisesi - Kudüs 24. Annunciation Katedrali - Ukrayna 25. Lotus Tapınağı - Hindistan 26. Collegiate Kilisesi - Belçika 27. Hallgrímur Kilisesi - İzlanda 28. Sultanahmet Cami - Türkiye 29. Aziz Michael Katedrali - Ukrayna 30. Trinity Kilisesi - Antarktika 31. Aziz Basil Katedrali - Rusya 32. Las Lajas Tapınağı - Kolombiya

KAVİMLER VE BİLİNMEYEN DÜNYA YERYÜZÜ GERÇEKLERİ

MEDYUM İLİM HOCA'NIN AKTİF OLARAK KULLANDIĞI TEKNİKLERİ GERİYE DÖNÜŞ TEKNİĞİ İÇ ÇÖZÜMLEME TEKNİĞİ BİLİNÇ AKIŞI TEKNİĞİ MEDYA ÇÖZÜMLEME TEKNİĞİ PARAGRAF ÇÖZÜMLEME TEKNİĞİ ÇOK DEĞİŞKENLİ İSTATİSTİK ÇÖZÜMLEME TEKNİKLERİ PROBLEM ÇÖZME TEKNİĞİ İNSANLARI OKUMA SANATI TEKNİĞİ NESNEYE YÖNELİK ÇÖZÜMLEME TEKNİĞİ ARAŞTIRMA TEKNİĞİ METİN ÇÖZÜMLEME TEKNİĞİ İŞ ANALİZİ TEKNİĞİ SÖYLEM ÇÖZÜMLEMESİ VE ANALİZ TEKNİĞİ ÇEVİRİ TEKNİĞİ ÇÖZÜMLEME KONUŞMA ÇÖZÜMLEMESİ YÖNETİMİ ÇATIŞMA ÇÖZME TEKNİĞİ SORUN ÇÖZME TEKNİĞİ VERİ TİPLERİ VE İSTATİSTİK ÇÖZÜMLEME TEKNİĞİ HER SEFERİNDE YENİ BİR ADIM ATMA TEKNİĞİ HOŞLANMADIĞI BİR İŞİ SEVDİĞİ BİRİ ZAMANDA YAPMA TEKNİĞİ 80/20 PARETO İLKESİNE ÖNEM VERME TEKNİĞİ İŞİNİN EĞLENCELİ YÖNÜNE ODAKLANMA TEKNİĞİ KENDİNİ AKTİF OLARAK GÖZLEMLEME TEKNİĞİ OLUMLU SÖZLERİ KENDİNDEN ESİRGEMEME TEKNİĞİ İŞİNİN EĞLENCELİ YÖNÜNE ODAKLANMA TEKNİĞİ YETERLİYİM ÖYLE İSE VARIM PSİKOLOJİSİ TEKNİĞİ SONUCU HAYAL ETME TEKNİĞİ MORALİ VE ENERJİSİ ZİRVEDEYKEN İŞİNE ARA VERME TEKNİĞİ OLUMSUZ ANLARA TETİKTE OLUP İPTAL ETME TEKNİĞİ NEREDEN GELDİM NEREYE GİDİYORUM TEKNİĞİ BAŞARILAR SONUCU KENDİNİ ÖDÜLLENDİRME TEKNİĞİ MOTİVASYON ARACI OLARAK MÜZİK VE TÜTSÜ KULLANMA TEKNİĞİ ÇALIŞMA ORTAMINA DİKKAT ETME TEKNİĞİ REKABETİN OLUMLU ETKİSİNİ KULLANMA TEKNİĞİ SÜREKLİ İŞ YAPMA ŞEKLİNİ GÜNCELLEME TEKNİĞİ YARATICILIKTA AKTİF OLMA TEKNİĞİ PARKİNSON YASASINI AKTİF KULLANMA TEKNİĞİ ODAĞINI AKTİF DEĞİŞTİRME TEKNİĞİ DURUŞUNA DİKKAT ETME TEKNİĞİ EN ZORLARI EN BAŞA ALMA TEKNİĞİ İŞİNDE PLANLAMA YAPMA TEKNİĞİ GEÇMİŞTE NASIL YAPTIĞINI HATIRLAMA TEKNİĞİ ŞİMDİ DEĞİLSE NE ZAMAN BURADA DEĞİLSE NEREDE TEKNİĞİ BEYNİNE HEDEFİ GÖSTERME TEKNİĞİ GÜZEL ANILARI ÇEKİP ÇIKARMA TEKNİĞİ NEGATİF MOTİVASYONU KULLANMA TEKNİĞİ BAŞARIYA ÇAPA ATMA TEKNİĞİ KENDİNİ ZORUNLU BIRAKMA TEKNİĞİ OLMAK İSTEDİĞİ GİBİ DAVRANMA TEKNİĞİ SEÇİMLERİNİN KENDİNE AİT OLDUĞUNU FARK ETME TEKNİĞİ OLUMLU DÜŞÜNME TEKNİĞİ YAPAMAYACAKLARININ YAPABİLECEKLERİNE ENGEL OLMASINA İZİN VERMEME İNSANLARA MERAK UYANDIRMA TEKNİĞİ ALDIĞI İŞİ BİTİRME TEKNİĞİ DÜŞÜNCELERİNİ GÖZ ÖNÜNDE TUTMA TEKNİĞİ KENDİNE NEDENLER BULMA TEKNİĞİ KENDİNİ AKTİF OLARAK GÖZLEMLEME TEKNİĞİ SİNERJİ YARATMA TEKNİĞİ ENDİŞELENDİĞİN DE EĞLENCEYE VURMA TEKNİĞİ OLUMLU SÖZLERİ KENDİNDEN ESİRGEMEME TEKNİĞİ NE KADARINDAN SORUMLU İSE O KADARINA SAHİP OLMA TEKNİĞİ ÖNCE SAĞLIĞINI DÜŞÜNME TEKNİĞİ BESLENMEYE ÖNEM VERME TEKNİĞİ GİYİNMEYE ÖNEM VERME TEKNİĞİ KAFASINI BOŞALTMA TEKNİĞİ FENG SHUİ FELSEFESİNİ KULLANMA TEKNİĞİ VAZGEÇEBİLMEYİ ERDEMLİK OLARAK GÖRME TEKNİĞİ GÜÇLÜ SORULAR İLE GELİŞTİRME YAPMA TEKNİĞİ VÜCUT DİLİ İP UÇLARINI GÖZLEMLEME TEKNİĞİ İNSANLARDAKİ POSTÜRÜ FARK ETME TEKNİĞİ İNSANLARIN HAREKETLERİNİ AKTİF İZLEME TEKNİĞİ İNSANLARIN YÜZ İFADELERİNİ AKTİF OLARAK YORUMLAMA TEKNİĞİ İNSANLARIN SEZGİLERİNİ AKTİF OLARAK KULAK VERME TEKNİĞİ İNSANLARIN İÇ GÜDÜLERİNİ DİNLEME TEKNİĞİ İNSANLARIN SEZGİSEL ÜRPERMELERİNİ SEZME TEKNİĞİ İNSANLARIN İÇ GÖRÜLERİNE DİKKAT ETME TEKNİĞİ İNSANLARIN SEZGİSEL EMPATİSİNE DİKKAT ETME TEKNİĞİ İNSANLARIN DUYGUSAL ENERJİSİNE DİKKAT ETME TEKNİĞİ İNSANLARIN GÖZLERİNDEN DUYGUSAL ENERJİYİ ÇÖZME TEKNİĞİ İNSANLARIN YÜRÜYÜŞÜ İLE DUYGUSAL ENERJİYİ ÇÖZME TEKNİĞİ İŞLEM YAPARKEN PROGRAMLAMASINI AKTİF YAPMA TEKNİĞİ SORUYA SORU İLE YANIT VERME TEKNİĞİ

" ÖĞRENDİĞİM HER ŞEY GELECEĞİME BİR YATIRIMDIR. "

" Başarılı Bir İnsan Olmaya Çalışmayın, Değerli Bir İnsan Olmaya Çalışın. Başarılı Bir İnsan, Hayattan Verdiğinden Fazlasını Alır, Değerli Bir İnsan İse Hayattan Aldığından Fazlasını Verir. "

MEDYUM İLİM HOCA'NIN YANLIŞ VE YANILTICI GÖRDÜĞÜ BAKIM ÇEŞİTLERİ

TÜRKİYE'DEKİ COĞRAFİ BÖLGELERDEKİ MEDYUMLUK HİZMETİ VERDİĞİMİZ İLLER

DÜNYA'NIN HİZMET VERDİĞİMİZ 7 KITASI VE İSİMLERİ

DÜNYA'DA BULUNAN OKYANUSLARI VE DENİZLERİ

7 KAT SEMA(GÖK) VE DAHA DA ÜZERİ

Sabır, Birazda Zaman ; Güçten, Öfkeden Daha Yaman.. Acil İletişim